Pages

31 Aralık 2013 Salı

Reşat Enis- Ağlama Duvarı-


Sevdiğim kitapları bitirmek istemem pek. Reşat Enis'in Ağlama Duvarı da bunlardan biri. İnanılmaz sade tasvirlerle, ayrıntılı gözlemlerini birleştirmeyi başarmış; Norveç'li yazar Knut Hamsun'dan sonra açlık ve yoksulluk üzerine yazılmış en başarılı eserlerden birinin sahibi.

Arka planda kalmış adamlardan biri olarak bilinen ve hakettiği ilgiyi görememiş Reşat Enis'i tesadüfen keşfettiğim için şanslıyım ve bu yazıyı okuyanlar sizde!

Ağlama Duvarında beni çeken şey; ağdasız sade bir dille yapılan doğru durum tespitleri,  tabii ki akıcı dili ve kendi paylaşılmışlıklarımızı ana dilimizden okumak.

Gazap üzümleri ndeki acımasız yaşam kavgasının izlerini Ağlama Duvarında'da görüyoruz.Konu tamamen farklı ancak bir bakımdan da aynı, sonuçta her devirde yaşanan kıtlık ve yaşam mücadesi değişmeyen bir konu.

İkinci dünya savaşı arifesinden geçerken; ülkede yaşanan kıtlık ve açlıktan ölen kesim bir yana, paranın anlamı ve gücünün insanları sürüklediği çaresizlikler karşısında içinizin sızlamaması imkansız. Bunu hakkıyla başaran adam Reşat Enis..
Sırada despot var Reşat Enis'e devam..

25 Aralık 2013 Çarşamba

HAVADAN SUDAN

-Havalar soğuk, sabahları fena ayaz var, atlet giyip iyice bir içine sıkıştırmak hatta lahana gibi katkat olma zamanları bu zamanlar..
-Yıl biterken ilk defa; gelsede bir tatil neyim yapsak diyorum. Yeni yılın bir önemi yok benim için hiç olmadı, biri bitiyor diğeri geliyor, ee!
-sonra heryer alışveriş çılgınlığı, heryer direniyor acımasızca tezgahları altüst eden kitlelere, içim sıkılıyor,üzülüyorum tezgahtarlara
- noel miş yılbaşı ağacıymış peh, renkleri güzel janjanlı kırmızı paketler o kadar
- ülkenin hali fena içeri giren girene, bizi soyan soyana.
- izliyor, okuyor sürekli bir şeylere maruz kalıyoruz ya! beynim yoruluyor, uyuyayım diyorum; rüya dan rüyaya yine dinlenemiyorum
- hayat sulu kar gibi basınca vıck sesi geliyor.
- düz sığ, yüzeysel muhabbetlere otobüste, yürürken, yemek yerken, kitap okurken kısacası kaçamayacağım yerlerde maruz kalınca kalkıp boğasım geliyor kaynağı, içimden kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum
- evden işe işten eve gidiyorum, evlilik nasıl diyorlar; hiç evlilik işte diyorum. Çok beklentide olmamak, öyle evlenmek için de acele etmemek lazım, neticede donlarını çoraplarını yıkıyorsun adamın.
- kar fazla yağmadı bu yıl, zaten  arka mahallede bir kardan adam yapmışlar görmeniz lazım! diyen çocuğun ardına takılıp devasa kardan adamı görmek için yol arşınlamadıktan, poşetlerle falanca yerdeki yokuştan kayarken yokuşun sonunda biriken çocuklara kafa göz  dalmadıktan sonra ne yapayım kar yağmasını.

böyle aklıma geldikçe eklerim ben.....