Pages

28 Mart 2014 Cuma

sen ne zaman uyanacaksın! tek eğlencen facebook kapandığında mı anlayacaksın durmunu

hey hey hey
uyuyan ya da uyumak isteyen vatandaş
adı  üstünde bu ülkede  yaşayan parasını burada kazanan,
okuyan,
oy veren
vergi veren

8 füze attırıp senin türbeni bekleyen(!) askere ölümü layık gören hükümete
odasında paraları eritemeyen, neresine sokacağını şaşıran,
anaysal hakkını kullanıp yürüyüş yapan vatandaşına ateş eder gibi gaz atan,
öldüren
öldürten
yetmez gibi
ortalığı kızıştıran sosyal medyayı yasaklar havuzna çeviren, binlerce insanın ekmeğiyle alenen oynayan
bir hükümet var karşımızda
hala daha onu seviyorum aşığım, başbakan istesin kocamı boşarım,
diyen kadınlarımız var
erdoğan verdese canını verecek erkekler var bu memlekette
sen ne zaman uyanacaksın! tek eğlencen facebook kapandığında mı anlayacaksın durmunu
yoksa bunu da sineye mi çekeceksin!

şehitlere bu kadar üzülmüyorlar diyen halk nerede acaba?
şimdi ne düşünüyorsunuz
hakkınızı hep başkaları mı savunsun

yoksa sende küçük hırsız mısın?
turist kazıklamaktan tut da onun bunun karısına mı sarkıyorsun,
taciz ediyorsun,
üç beş nasıl götürürm onun hesabını mı yapıyorsun!
müslümanım diye geçinip karşındakini dinsiz görüp her şeyi mübah mı sayıyorsun
millete iftira mı atıyorsun!!

senin bakanın; çoluğunu çocuğunu rüşvetle beslerken sen ay sonu zor getirmedin mi!
şehir dışında okuyan çocuğunun parasını nerenden kısarak verdin
"bir ay 3 öğün simit yeseler asgari ücretin yarısı yapar" deyip halkıyla dalga geçen başbakan acaba neler yedi bir ay 3 öğünde
seçilemeyecek diye g.t korkusuna o korkuç sesiyle dakikalarca kulaklarını tırmaladı mı?

"ananı al git,
hadi bir takla at görelim
şehitlere kelle
tecavüze uğrarsan polisi arama "

daha neler  neler duyduk!
neler daha duymak istiyorsun ve ısrarla "say my name" demediğin kaldı
evet bu ülke karışsa hepimiz sokaktayız, hep sokakta olduğumuz gibi...

bir yanda seks kasedi erdoğanı bitirsin diye bekledik, bi g.tünü göreydik dedik ama olmadı,
yüzünden hayır görmedik belki başka yerleri onu yerinden eder dedik.

her an her saniye olaylar bitmiyor
yalaka basın, sanatçı, ünlü.. tek tük sesler çıkıyor!sen bu ülkenin yüz karasısın .

kendimce haberleri yaymaya çalışan, arkadaş listesi ancak 100 olan ben bile bir şeyler anlatmaya çalışıyorum
ama sen ünlü!
çevresi geniş okumuş kişi; senden ses çıkmıyor, meydanda yürümeye korkuyorsun
geçmişte hain dediğiniz insanlar bile fikirlerini söylemekten çekinmedikleri için öldüler.
ama sen!
senin savunduğun bir düşünce bile yok,
sen yalaka şahıs!
sende baktın herkes kem küm bir şeyler söylüyor "olur mu yasağı onaylamıyorum" deyiverdin.
belki gümbürtüye giderim de, ne şişyansın ne kebap dedin biliyorum.

tüm bunlar yaşanırken hala kendine bir adamın götünün kılı olmayı layık gören bunu dile getiren, getirmeyen şahıs!
senden kıl bile olamaz batık olur, ameliyatla alınırsın!!!




20 Mart 2014 Perşembe

sen kendine soru soruyor musun?


hiç kendinden sıkıldın mı?, onu olduğu yerde bırakıp zihnini boşaltmak belleği sıfırlamak istedin mi?
fotoğraf düzenleme programında verdiğin eskitme görüntünün içinde olmayı hayal ettin mi?
hayal ettin mi buz gibi nehire ayaklarını soktuğunu, güneşin kıpırtıları içinde dolaştığını?
hergün aynı şeyi yapan adam olmayı bırakıp birgün işe geç kalmayı, aynı saatte karşılaştığın insanların dışında başkalarını görmeyi arzulamadın mı?
para, yemek, barınmak gibi ihtiyaçlar hissetmeden doğada  fotoğraf çekmeyi, alaskanın soğuğunda çadırını sandalyeni kurup,  kutup ışıklarının hareketlerini saatlerce kaydetmeyi düşledin mi?

bu benim aklıma neden gelmedi ben daha iyisini bulurum diye zihnini zorlamadın mı hiç?
bulamadın ama yılmadığın?
bir gün yırtmayı planlayarak hayatını heba ettiğini düşündüğün ailenin dayısı gibi hissettin mi,onun yerine kendini koydun mu?
kimseyi anlamak istemediğin oldu mu?
gerçekten ama gerçekten sana dayatılan değil de olmak istediğin kişi olmayı hayal ettin mi?
intiharı düşündün mü, peki neden vazgeçtiğini?
ne kadar yaşamayı planlıyorsun?
depresyondan hiç çıktığın oldu mu?
delirdin mi, ya da delirmene bir adım kala farkettin mi durumunu?
insanların yüzüne baktın mı?

bu soruları kendime ben hep soruyorum, sen kendine soru soruyor musun?


fotoğraflar benim de takip ettiğim Jenny Söderman'ın sayfasından onunda takip ettiği çeşitli bloglara ait, bakınca içiniz açılsın diye..






















7 Mart 2014 Cuma

Reşat Enis -Despot-

Despotu sonunda bitirebildim; araya 2 hikaye ve bir kitap girdi ama sonunda bitti . Aslında hak ettiği değeri veremedim biraz içim buruk. Daha soluksuz okumalıydım hak ediyordu bu ilgiyi. Onu; araya soktuğum ince kitaplarla aldatmamalıydım..
Ama onlar da güzeldi, kapakları gösterişli, daha inceydiler...
Her zamanki Reşat Enis flashbacklerini hissettiren ve ayrıntı dolu o sıkmayan tasvirleriyle köyde başlayan zor bir yaşam görüyoruz bir çocuğun gözünden. İyileri ve kötüleri  en saf halleriyle tanıyoruz,  başka bir dünya ilerliyor kitabın yarısından sonra. Aksiyonu bol yetişkin bir Fikret görüyoruz. Dünyayı ve hayatı tanıyoruz yeniden.
Reşat Enis; romanlarında başarılı zaman kaymaları yaratan (ve bunu her seferinde yapan) güzel tasvirleri ile derdini anlatabilen bir adam, onu en iyi tanımlayan açıklama sanırım bu.
Bir de savaş yıllarında yaşadığı için kıyıdan köşeden bile mutlaka harp zamanlarındaki yaşam mücadelesine tanık oluyoruz
Okurken haz duyduğum adam da diyebiliriz kendisine