Pages

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Hayat;


Hayat; Porselen çay bardaklarındaki yaldızlar gibi. Pürüzlü, ama yaldızlı değil, tam yüzüne gülerken ayağına çelme takıveriyor, ehe he höe diye yalpalıyorsun.

Hayat aynı zamanda;
Fırtınadan sonra ortalığa düşen sümüklü böcekler gibi, eziveriyorsun çok can sıkıcı bir ses geliyor ama 5 saniye sonra unutuyor yürümeye devam ediyorsun.

Mandalinali kolonya;
parfüm yanında halt yemiş, mis gibi bir koku, sürmeden duramıyor insan.

İnsan bir akbaba misali; leşleri yemek için de adama ihtiyaç var, mide ister, kolay iş değil, saygı duymak lazım ama hayvan olana.

Ve hayat; sen ne anlıyorsan anlamıyorsan o. Toplamı gibi. Benim matematiğim kötü hep başa dönüyorum o yüzden.

Hayat; fırtınada korku filmi izlemek gibi, altına bırakıyorsun ama izlemeye devam.
İş bitse de eve gitsek diyorum saat 3 te, ama mesai diye bir şey var.  Mesaiyi bulan adamı getirin bana.